Kendi dumanında boğulan sigaranın külü yere düştüğünde ondan ayrılan ufak bir parça kuvvetini toplayarak doğruldu. Hastalıklı bir vücudun parçası olmak, üzerinden silinemeyecek hissi bir gerçekliği sürekli var ediyordu.
Yürüdü. Birkaç adım sonra halının iplikleri arasında bekleyen saç tellerini gördü. Sağlam ve gergin görünüyorlardı. Sahip oldukları dinginlik hayat vericiydi. Kendi hafifliğini anımsadı güçleri karşısında. Yürümemeliydi, belki uçabilirdi. Yürüyemedi de. Zeminde hissettiği büyük titremeyle birden havalandı, yerden birkaç metre yüksekte rotasız seyrediyor ve bir yandan büyük bir nefretle farkındalığına küfürler savuruyordu. Yavaşça yere doğru inerken halının ipliklerinden birine çarparak ikiye bölündü. Bundan bir acı duymuyordu, tensel bir acı,
Belki bir akl’ın acısı… Tek başına deneyimlememeliydi, onu hayretle seyredecek bir tanık olmalıydı. Zihninde bunları taşırken eş zamanlı olarak kırıntıları fark etti. Ona bakacak gözleri yoktu kırıntıların ya da duyumsayacakları başka bir şey. Bu dinginliklerine çıldırıyordu.
Yere indiğinde ufacık bir parça haline gelmişti. Bir vücudun duyabileceği hiçbir acıyı duymuyordu artık. Arınması gereken son şey fikirdi. Etrafında ne varsa bunu başarmıştı o da yapabilirdi sahip olmak istediği sonsuz bir eylemsizlik, fikirsizlik. Zamanın ona açtığı büyük boşlukta hiçbir şeye tutunmadan büyük zamansızlığı beklemek istiyordu. Beklerken bekleyişin bilincine dahi sahip olmadan yalnızca büyük iradenin tinselliğiyle beklemek. Maddesel varlığın bilincine eriştikçe, zamanın örgüsü içine işleyebilecekti. Birden fark etti. Şimdi ufak bir parça olarak kalkamamalıydı. Kendi eylemlerini belirleyebilecek bir varlık değildi ve bunu kabul etti.
Görüntü alanı daralıyordu, tüm duyumsayışlarının azaldığını fark ediyordu. Son hissiyatı tüm noktalarını saran bir memnuniyet oldu. Ve tekrar bütün zeminin titremesi ile hava akımının içine kapılarak havalandı. Parçalara ayrılıyordu; her bir parçacık toz kümelerinin, halının ipliklerinin, kırıntıların arasında yerini alarak, zamanın yaratısı büyük boşlukta – büyük zamansızlığı beklemenin bilincini taşımadan- yerini aldı.
16/02/11
